İstanbula geldim ve bir hayat mücadelesinde yıllar akıp gitmiş. Ankaraya gitmeye ne zamanımız olmuş ne fırsatımız ne de hevesimiz. Oysa orda kişisel geçmişim yaşıyor. Çocukluğumun geçtiği bu kalabalık aile artık çok uzağımda. Artık İstanbul denilen bu hızlı canavarla çok daha yalnız bir savaş veriyoruz. Oğlum Uzay da benim kadar şanslı olmayacak.
Sanırım bu göçebe durumumuz da bunla çok ilgili. Dün bir arkadaşım dedi ki "şuralıyım diyebilmek için orda 3 nesil yaşıyor olman lazım". Benim büyükbabam köyden şehir merkezine taşımış aileyi. Babamlarla Ankarada 6 ev ve semt değiştirdik. 1997'de geldiğim İstanbul'da 5 ev ve semt değiştirdim.
Bu kadar mobil olmak kök salmamızı mı engelliyor? Kendimizi köksüz hissetmemiz, içimizdeki boşluk hissi köklerimizden, akrabalarımızdan, çocukluk arkadaşlarımızdan bu kadar kopmuş olmamızdan olabilir mi?
Eşim bazen şunu söylüyor: "beni yıllardır tanıyan insanların yanında olmak istiyorum" Tekrar kendini anlatmamak, kendini güvende hissetmek...
Köklerimiz koptukça ulu bir çınar olmamız da zor gibi
22 Mayıs 2014
