Bugün Seren sayesinde TEDx'e gittik. Saat 9'da kayıt, 9:30'da başlangıç diyordu program. Kendimi şaşırtmadım ve saat 9:05te ordaydım. Kötü bir kahve ( AVM kapalı olduğu için kuyruğa girip, büfemsi yerde yapılan kahveyi almak zorunda kaldım)ile güne başlagıç yaptım. Aklıma sayıları hızla artan roasterlar geldi. Bu tip organizasyonlarda bence ufak bir stand kurup ( ki tasarım bieanilinde Kronotrop standı mevcut idi) gelenlere en azından iyi kahve sunabilirlerdi.
Benim inancım o yöndedir. Aldığınız artık ürün/hizmet değil sadece DENEYİM. Hal böyle olunca paketin tamamına bakarım. Orda içeri girdiğimden itibaren deneyimim başlamıştır ve kapıda satılan kahve de buna dahildir.
İçerde bir kalabalık gördüm. Pırıl pırıl bir kalabalık. Biraz "Gezi" zamanlarını hatırladım. Yeni fikirlere aç beyinlerle doluydu fuaye alanı.
9:30 da içeri alndık ve program başladı.
İlk olarak hem konuşmacı hem de 1. bölümün moderatörü olan Yunus Erduran vardı sahnede. Bizim kafadan, rahat, esprili bir tarz. İlk konuk olan Seferihisar Belediye Başkanını çağırdı konuşması için.
Tunç Soyer bize Doğadan kopuşumuzu insanlık tarihi çerçevesinde anlattı. Bence konuşmacıların genel yanılgısı seyirci kitlesini biraz hafife alıyor olmalarıydı. Tunç beyde aynı hataya düştü. Zaten ordakiler bu gelişimi ( sanayi devrimi, doğadan kopuş vs) halihazırda bilen bir kitleydi. Onlara anlatılması gereken Yavaş şehir konsepti, bunun İlk uygulası olan Seferihisarda yapılanlar ve geleceğe yönelik planlar olmalıydı. Ama üretilen Mandalinalar Ukraynaya ihraç edildi dediği noktada biz Seren'le koptuk. Ne oldu yerel üretip, yerel tüketime. Hani karbon ayakizi?? bence slowfood ve benzeri felsefelerin daha iyi hazmedilmesi lazım.
Ardından BAÜ İletişim hocası Haluk Gürgen çıktı. İçeriğe girmicem ama burda dikkatimi çeken nokta yeni bir şey söylemiyor olması ve bir hoca olarak çok daha etkili bir sunum tekniğine sahip olması gerekliliğine olan inancım.
ve gelelim asıl Bombaya: Metin Hara. Bu adamı TEDx konuşmacısı yapan kafayı gerçekten merak ettik. DR listesinde çok satan kitap olmak yeterliyse eywallah. Ama tek bildiğim bu Çocuk fazla Amerikan Filmi seyretmiş ve kitaplarının çok satması ile Recep ivedik'in çok seyeredilmesi benim için aynı ölçüt. Tam sunumun sonunda sinirlerimiz boşalmıştı ki ( moderatör bile bağlayamadı), kapıda Polislerin olduğunu öğrendik.
Bizi tekrar araya çıkardılar ve anladık ki içerisi dolduğu için giremeyen 50-60 kişilik bir "biletli" grup var. Ve içeri alınmayınca polisi çağırmışlar. Güler misin ağlar mısın?. Bundan sonra küçük salondan komole büyük salona taşındık. Tabi tüm setuplar da.
Ve tekrar sunumlar başladığında Bunun gönüllü bir organizasyon olduğu ve kusurlarından dolayı çok üzgün olduklarını söyledi Özge Hanım ( kendisi organizasyon komitesinden). Fakat hala anlamadığım satılan bilet ve salon kapsitesi belli. Nasıl böyle ölümcül bir hata yapılır kafam basmıyor. Ayrıca organizasyon gönüllü ama aktivite 125TL. Yani katılanlar 125TL verince doğal olarak paralarının karşılığını talep edecek, bunu Gönüllüyüz ve çok Üzgünüz diye geçiştiremezsin :(
Dediğim gibi, olay sadece konuşmacıları dinlemek değil, hangi şartlarda dinlediğin de öenmli. Tabi Twitter'dan herkes fena yüklenmeye başladı.
2. Bomba 2. Bölümle kendini gösterdi. Yabancı konuşmacılar var ve kulaklık yok. Seren'e çevirecem diye helak oldum. Meğersem Türkçe dinlemek isteyenler İnternet sitesinden kulaklıkları varsa dinleyebiliyorlarmış ??? şaka gibi.
Neyse konuşmacılardan aklımda kalan:
Dave Troy: Şehirlerin twitter konuşmalarına göre haritalarını çıkarıyor. Bize istanbul haritasını gösterdi. Benim çıkardığım, cinsel açlık çeken ciddi bir genç nüfus var ve bunlar ya muhafazak kesime ya da beyaz Türkler denilen gruba geçiş yapacak. Ciddi bir gay grubu var ki bunlar da yeraltına itilecek. Kısaca çıkan özet, Türk toplumunun çok sağlıklı olmadığı. Sağlıklı bir Toplum için, daha fazla görüşen, daha katılımcı, ve daha keşiflere açık bir toplum haline gelmesi gerekiyor bunları dijital dünya için söyledi ama gerçek hayata da rahatlıkla uyarlanabilir)
Markus Lehto: Ev konusunda sadece ekonomik değil, etik ve ekolojik tarafı da düşünülmeli dedi ( kime anlatıyoruz ayrı tabi :) ) Bir kişinin "Değerli / anlamlı ilişki kurabileceği insan sayısı 150. Ortalama 50 dedi. Bunları kurun ve bunlarla kendi adacığınızı oluşturun dedi. Hoş bir bilgi
Kaan Kaybalı: En iyi sunum kesinlikle Kaan'dı . Mesajını açık ve eğlenceli bir dille verdi. Momemtum konusu doğru işleyen 2 kişiden biriydi. Kısaca kardeşim hareketin yönü vardır. Hayattta çıkış olduğu gibi iniş da olacaktır ve bunu döndürmek sana kalmıştır. Alkışlar bu genç girişimciye.
Bu arada Seren'in tesbiti iyiydi. Kendi hikayesini anlatanlar daha hakimler. Ve tabi daha ilginç
Ersin karabulut: Mesajı net. İletişim için zaman ayırın. Zaten zor anlaşıyoruz, bir de kısaltmalarla bu iyice imkansız hale geldi. Sunum şekli ve kendini iafdesi TED'e yakışır cinstendi. Bir de Slaytları nasıl değiştirceklerini birisi bu kişilere nalatabilseydi çok iyi olacaktı.
45 dakikalık ara olacağı ve bu arada Nil Karaibrahimgille söylesşi olduğu ananonsu geldi. Çıktık ama Nil var Ses yok! Kimsenin aklına oraya ufak bir ses sistemi koymak gelmemiş. Herkes dudak okudu :(
ve son bölümde Özge çıktı Sahneye. Malesef Seyirciyi ciddi anlamda irite etti. Kullandığı gereksiz ingilizce kelimelerle ( hani o kelimenin Türkçe karşılığı yoktur anlarım ama translator ne?) , anlamsız çıkışları ile. Hele Duygu'nun 20 dakikalık sunumu ( ki mesajı gayet netti: hayal engelli olmayın) sonunda - Duygu burda seni izleyenlere vermek istediğin mesaj var mı? Nasıl ayni zaten 20 dakika boyunca mesajını vermiş??
Allahtan Talat Hoca çıktı da son ama en iyi konuşmalardan birisini yaparak güne güzel bir nokta koydu. Hayatımızın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve An'larımızı iyi yaşamak için harekete geçememiz gerektiğini vurucu ve eğlenceli bir dille anlattı.
Uzun bir gün. Sonuçta bir TED konuşması. Ama çok daha iyi yapılabilir miydi? Kesinlikle!!
Birkaç fikir: ( belki seneye kullanılır )
- Konuşmacılar daha iyi seçilmeli ( Metin hara ??).
- Konuşmacılara Konu iyi anlatılmalı. Konuşmaları elden geçirilip, gerekirse müdahele edilmeli. ( Bahar ne yaptığını anlattı ama zayıf bir sunumdu. Daha vurucu bir mesaj ve sunum olsa malzeme çok zengin. Supervizyona ihtiyacı vardı.)
- Konuşmacıların kitapları / ürünleri varsa arada satılmalı
- TED konuşmasına 125TL verip gelen kitle değerli bir kitle. Burger king yerine daha kaliteli bir yemeği hak ediyorlar ( ki onu da çoğu yiyemedi)
- Bence gönüllülerin yanına Progesyonel yardım alınabilir. ( sonuçta ortada bir bütçe var)
- Aralarda ekranda Sponsorlara yarayacak 1 -2 saatlik süre var. Burda onlara yer verilerek bütçe yaratılabilir.
http://www.tedxistanbul.com/
18 Kasım 2014