Friday, March 28, 2014
Bağımlılıklarım
17 yaşından beri sigara bağımlısıyım. Tam 24 yıldır içiyorum. Hiç denemediysem 40 defa bıarkmayı denepunkturdan ışın tedavisine, sakızdan banta hemen hemen her tür tedaviyi denedim. Rekorum 5 ay. Şu an son bırakışımdayım ve 2 aydır hiç içmedim. Her ne kadar çevrem benle dalga geçse de bu illetten kurtulmak için çabalamaktan vazgeçmicem. Çünkü bırakmayı başaranların çoğu da ilk seferde bırakamamışlar. Önemli olan istikrar :)
Bir diğer bağımlılığım ise yemek yemek. Yemek yemek ne zaman ihtiyaç ya da keyfin dışına çıktı da bağımlılık haline geldi bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki aynı sigarayı hınçla içtiğim gibi yemeği de hınçla yiyorum. Doymak ya da keyif almak gibi bahanelerin arkasına sığınarak deli gibi yiyorum. Hele akşam yemeğinden sonra çerezi sonsuz yiyebilirim. Hatta çerezlerin olduğu dolabın önünde yaşayabilirim :) Ya tatlı düşkünlüğüm ? Menü gelince insan ilk tatlıya bakar mı? Çok fena!
Fakat en dişli bağımlılığım Sosyal medya! Elimden gelse araba kullanırken bile ınstagram ya a da facebookta dolaşmak istiyorum. İstiyorum ki timeline devamlı yenilensin herkes devamlı yeni şeyler paylaşsın. 3 gün sonra unutacağım fotoğrafları paylaşımları görmek için can atıyorum. Tam bir beyin aburcuburu anlayacağınız!
Baktığım zaman gördüğüm sahne: hayat kalitemi düşüren bağımlılıklara sahibim. Ya sağlığımı çalıyor benden ya da zamanımı. Esasında sosyal medya sadece zamanımı değil aynı zamanda yarattığı kaygı ile psikolojimi de bozuyor; kontrol edemediğim birçok konuda gereksiz uyarıp endişelenmeme, hayat hakkında kötümser olmama yol açıyor.
41 yaşındayım ve nasıl bir hayat yaşamak istediğimi biliyorum. Ve bu hayatta beni aşağı çeken bağımlılıklara yer yok. Peki ben ne yapıyorum?Bu sefer kararlıyım. Dediğim gibi 2 aydır sigara içmiyorum ve çok keyfim yerinde. Aklıma pek gelmiyor ve sigarasız hayatın avantajlarını hergün hissedip halime şükrediyorum
Yemek konusuna gelince burda önyargımı yıkıp ( biraz da Pınar'ın zorlamasıyla) diyetisyene gittim. Ve kendi vücudumun nasıl işlediğini anlayıp nasıl daha doğru beslenirim onu öğrendim. Ve 2 haftada 2 kilo verdim. Ama daha önemlisi doğru beslenme ile gün içinde enerjim hiç düşmüyor!
Gelelim son bağımlılığımıza: henüz bunla ilgili tam olarak çözüm bulamadım ancak araştırmalarım devam ediyor. Önerilere de açığım.
Tabi şunun farkındayım; tüm bu "hınç " ya da " sakinleşme " çabaları yaşadığımız yıpratıcı İstanbul hayatının sonucu. Temeldeki bu problemi çözmek de planlarım arasında :)
Ancak şunu iyi biliyorum ki sızlanıp durmak bana göre değil ve zaman geçiyor. Sızlanıp duran Bülenti ve arkadaşlarımı yeterince dinledim. Şimdi harekete geçme zamanı :)
Size de tavsiye ederim
28.03.2014
Thursday, March 6, 2014
BURGER SAVAŞLARI - I
- Gazetedeki haberlerden moralim bozuluyor
- sosyal medyada da aynı şeyler. Hep kötü haberler hiç mi iyi birşey olmuyor bu memlekette?
İşin doğrusu güzel şeyleri yaparsak biz yapacağız. Zamanında Ertuğ ile beraber bize ilham veren insanların hikayelerin peşinden giderdik. Hayatımızın akışını değiştirecek kadar etkilenirdik "beach" ya da "fight club" gibi filmlerden.
Tüm bu düşüncelerin içerisinde kendi halinde bir burgerci olarak ne yapabilirdik ki insanları hayatın o zalim baskısından birkaç saatliğine de olsa kaçırabilsek. Benim insanların hayalindeki burgerleri yazma planım hep vardı. Ama Pınar ve Sinan ben de bunu bir evente dönüştürme fikrini doğurdu.
Ben evde bi burger yapıyorum arkadaşlar parmaklarını yiyor diyen 4 iddialı adamı bulmak hiç de zor olmadı.
Jüri olmaksa daha da bir hayalimizmiş. 4 yarışmacıyı 9 jüri değerlendirdi.
Harika burgerler, puanlar, kazanana ödüller derken keyifli bir yarışma oldu.
Sanırım insanları maskelerinden arındırıp, onlara güzel vakit geçirtebilmek benim en büyük keyiflerimden :)
Hayata "EĞLENCE" katmak
Bu sabah şans eseri saat 6:30da uyandım ve Oscar töreninin son 3 ama en önemli olan 3ünü izleme fırsatım oldu. Oscarlar eğlence sektörünün tüm dünyadaki en önemli en prestijli eventi. Ve buna yakışacak bir ihtişam, mükemmel bir organizasyon ve milyarlarca izleyici.
Hayatın garip bir cilvesi; aynı günün akşamı bir aday olarak İstanbul yeme içme sektörünün bir-iki ödül töreninden biri olan Timeout yeme içme ödül törenine katıldım. Sonuçta İstanbulun hatırı sayılır restoran cafe bar tarzı yerlerin sahip/işletmecilerinin olduğu bir ortam. Beklentilerimiz eğlenceli bir akşam geçireceğimiz yönünde. Sonuçta içinde bulunduğumuz sektör "eğlence" sektörü ve bunla ilgili ödül töreninin de doğal olarak eğlenceli olması gerekir diye düşünüyoruz.
Ancak sonuç tam bir fiyasko! Ne organizasyonu yapanların ne de katılanların eğlenmeye niyeti var. Herkes görev gibi biraraya gelmiş ve bitsede gitse havası ortama hakim. Ne sunucu da bir coşku var ne ödül alanların konuşmasında bir espri. Bunun bütçeyle alakası felan yok. İnsanımızın eğlence anlayışı dj çağır 3 tane hostes kız tutmaktan ibaret olumca böyle oluyor. Hal böyle olunca da eğlence sektörüne yön verenler sıkıcı bir geceye hep beraber imza atmış oluyorlar!
Hayır sadece para kazanmak ya da statü kazanmaktan ibaret değildir. Yaşadığımız anlara "eğlenceyi" katamazsak ne iş ne özel hayatımız çekilmez olur. Zaren bu garip ülkede zor bir hayat yaşıyoruz. Ne olur ki araya bir espri katsak, biraz yaratıcılık göstersek.
Siz siz olun birgün öleceğinizi unutmayın ve şu 3 günlük dünyada biraz gülümsemenin en değerli şey olduğunu hep aklınızda tutun.
Subscribe to:
Posts (Atom)

