dün sabah ölü gibi uyandım. vücudumun heryeri dökülüyordu. sanırım kötü üşüttüm. bir de geldiğimden beri hiç durmadım gece gündüz devamlı action fazla geldi ve vücudum DUR dedi. guesthousede öyle yatıp duruyorum. çok sıkıcı ama yapacak bişey yok. bugün 2. günü hastalığımın ve ilaç almaya başladım yoksa geçecek gibi değil. en iyisi geçen günlerden biraz dem vurmak...
gece hayatından bahsedemedim çünkü yazmaya fırsatım olmuyordu. ilk çıkışım perşembe akşamı oldu. lapaya gittim. bir cadde var caddenin üzerinde sağlı sollu barlar mevcut. işim komiği barların önünde seyyar içki satıcıları komik fiyata içki satıyorlar. millet elinde içki barların önünde takılıyor. neyse ben gözüme teatro odisseiayı gözüme kestirdim. giriş 20 rea. eline bir fiş veriyorlar. içki aldıkça ona işaret koyuyorlar ve çıkışta hepsini ödüyorsun. güzel sistem. bizdeki hesap açtırmaya benziyor. içerde önce dj müzigi vardı sonra 5 kişilik bir bayanlar topluluğu çıktı ve deli gibi samba müziği yapmaya başladılar. bana hepsi aynı gibi gelsede hapsi farklı şarkılardı ve insanlar hep bir ağızdan eşlik ediyorlardı. saat 2 gibi çıktım ve otel egeri döndüm.
cuma akşamı bu sefer Fransız çocuklarla çıktık (indik) Lapaya. Friday is the best night to go out. inanılmaz bir kalabalık. adım atacak yer yok. ve bir drum sesleri geliyor dayanılacak gibi. takip ettik ve o da ne... bir sokak full insan dolu ve herkes dans ediyor. işte dedim carnaval başladı. herkesin elinde içki kızlar deli gibi dans ediyorlar erkeklerse üsteri çıplak vücut gösterisi yapıyorlar. ama herkes çok eğleniyor ve herkes kendi halinde. biz de olsa öle bir kalabalıkta kesin kavga çıkar. daha sonra öğrendik ki bu sokak partisinin carnavalla hiçbir alakası yokmuş. her cuma böyleymiş burası. şaka gibi. dedim ki karnavala ne hacet madem her cuma böyle karnavalı düşünemiyorum bile... herşey bir yana adamlar gerçekten eğlenmeyi biliyorlar. yüzleri hep gülüyor, hep dans ediyorlar ve sapıtmıyorlar.
No comments:
Post a Comment