Bodrumdaki yaşantımızda birçok şey kökten değişti. Bizim için öncelik olan temiz havaya kavuştuk. Ben bunu çok önemsiyorum. İstanbul gibi bir şehirde ne kadar zengin olursan ol zehir soluyorsun. Ve hayat standartıysa amaç, temiz hava solumak bence listenin başında gelmeli. Arabanın camını açmak, balkonda kahvaltı edebilmek (çöp kokusu duymadan) bence paha biçilemez.
Bir diğer konu yaşam tarzımız. Evin içinden çok balkonda,bahçede plajda vakit geçiriyorsun. Hatta sevgili dostum Cevat'ın dediği gibi hava soğuk da olsa dışarda oturma refleksi gösteriyorsun.
Tabi bu dışarda olma durumu 4 duvar arasına hapsedip sonra da bu çocuk niye çıldırıyor durumundan kurtulmanı da sağlıyor. Bahçedeki küçük bir kum havuzu hem Uzay'ın hem de bizim krallığımızı ilan etmemizi sağladı. Evde herşeyi karıştırıp döken bir çocuğun tek ihtiyacı 1.5mt çapında basit bir kum havuzuymuş meğer.
Bir başka önceliğimiz ilişkilerdi. İstanbulda sevdiklerimize ayıramadığımız o çok değerli vaktimizi burda seve seve ayırıyoruz. Acelemiz yok. Anlamsız toplantılar yok. Trafikteki 2 saatte neler yapabileceğimizi burda yaşayarak öğreniyoruz.
Ama hala bodrumlu olamadık. Arabanın bagajında mayo havlu taşımayı akıl edemiyoruz. Bir yere gitmek denilince istanbul kafasıyla düşünüp gözümüzde gereksiz büyütüyoruz.
Daha yolun başında olsak bile hergün kendi kendimize iyiki gelmişiz diyip, Pinto'yla çak yapıyoruz.

No comments:
Post a Comment